Lütfen bekleyin... Yükleniyor.
 
CANLI YAYIN
ANA SAYFA
GÜNEY'DEN
HABERLER
DUYURULAR
FOTO ALBÜM
SİTEMİZ
ZİYARETÇİ DEFTERİ
İLETİŞİM
Google
tekin.info'da
ALBÜMDEN SEÇMELER
HAVA DURUMU
BURDUR: Son Durum

Yazan: mehmet sevk
06.06.2009 - MUSTAFA BALBAY'IN BİR ANISI
CUMHURİYET OKUMAYANLAR İÇİN MUSTAFA BALBAY'IN BİR ANISI

VE AYRICA ; 31 MAYIS 2009 TARİHİNDE ADDD TEMSİLİCLERİ İLE CUMHURİYET MUHABİRLERİMUSTAFA'NIN DOĞDUĞU,BÜYÜDÜĞÜ VE OKULA GİTTİĞİ GÜNEY KASABASINI ZİYARET ETMİŞLER VE VATANDAŞLA RÖPORTAJ YAPMIŞLARDIR GAZETEMİZ CUMHURİYET'TE

YAYIMLANACAKTIR.

A.ÇABUK











GUNDEM

MUSTAFA BALBAY



AKAN SUYUN ÖĞRETTİĞİ



Tandoğan Mitingi'ni televizyondan izlerken gözüme bir pankart i1işmez mi:



"Onurumuz, gururumuz, hemşerimiz Mustafa Balbay. Atatürkçü Düşünce Demeği Burdur Yeşilova Şubesi."



Doğum yerim Burdur'un Yeşilova ilçesi Güney kasabası ...



Yeşilova'dan inince, Salda Gölü'nün az ötesinde,sırtı dağ, önü ova, çevresi yayla, güzel bir yerleşim yeridir Güney kasabası.



Pankart, beni ister istemez aldı çocukluğuma götürdü. T-onlarca anım geçti gözümün önünden ... Burdurlu hemşerilerim bir süre de olsa beni bugünlerden epeyce uzaklaştırdı.



Doğduğum kasaba deyince ilk, pınarları aklıma gelir. Çelik gibi suyu vardı. Suyun içinden taş toplama yarışı yapardık. Yazın en sıcak günlerinde bile 5'in üstüne çıkan olmazdı. Öylesine soğuktu ...



İlkokul üçüncü sınıftaydım. Babam, ovanın ortasındaki harman yerinin kıyısındaki tarlamızda bir kuyu açtırdı. İki bileğim kalınlığında su çıktı: Suyun miktarını böyle ölçmeyi, büyüklerimden öğrenmiştim.



Yaz tatilinde arkadaşlarımla oynamak yerine, kıyısı sulu tarlamıza gitmeyi yeğler olmuştum. Uzunluğu 7-8 adım, eni 3-4 adım bir havuzumuz vardı. Su sabaha kadar havuzu doldururdu. Günün ilk ışıklarıyla birlikte soluğu burada alırdım. Hafif sabah rüzgarı suyun üstünde ince dalgalar oluşturur, henüz fersiz güneş ışığı dalgaların arasında parlar sönerdi. Bir süre izler, sonra havuzun tıkacını açardım. Biber, domates, patlıcan fidelerini sulamak, sonra mısır1ara geçmek gerekirdi.

Tıkacı çeker çekmez fırlayan su koşar adım arklara giderdi. Benim de en büyük keyfim suyu izlemekti. Önündeki ufak tefek tümsekleri, taşları kıvrıla kıvrıla dola çıka aşardı. Sonra biber1ere doğru sapardı. O toprağın suyu emip doyması, hala gözümün önündedir ...



Su, çevresi yüksek toprakla beslenmiş fidelerde zorlanırdı. Önce duraklar, usul usul yükselir, toprak seviyesine çıkınca yoluna devam ederdi. Oracıkta iki kolumun oluşturduğu çember büyüklüğünde bir gölcük oluşurdu. Biber1erin, domateslerin keyfine diyecek yok. Sanki suyu içişlerini hissederdim.



Ben gölete dalmışken bir bakmışım su almış başını gidiyor. Koşar yetişir, birlikte yürümeye devam ederdim. Derken bir yükselti daha ... Su yine duraklar, dolar, sonra engeli aşıp yoluna devam ederdi.



O gün, çocuk aklımla şöyle düşünürdüm:



Asıl olan suyun akması. Su akmaya devam ettiği sürece, önüne çıkan engel ne olursa olsun dolup yükselecek ve o engeli geçecek ... Demek ki hayat da akan su gibi olmalı ... Eğer su akmazsa, durursa, engel küçük olsa bile, hatta önünde hiç engel olmasa bile bir yere gidemez...



aştı i güçlükleri aşmasını bilir. Öyle değilse; bir su birikintisi-gibi ise, akmak bir yana, kirlenir ...



Bu çocukluk anım, yaşamımın pek çok diliminde aklıma gelmiştir. Ne zaman aşılması zor bir engelle karşılaşsam, akan suyu düşünmüşümdür ...



Mayıs 1971'de ilkokul bitmek üzereyken Burdur depremini yaşadık. Okullar, evler büyük hasar gördü. Babam, "Çocuklarım okumalı" dedi, Nazilli'ye amcamların yanına göçtük. Ortaokul-lise yıllarım burada geçti.



Son. günlerde Nazilli'de yaşayanların ömrü ile ilgili haberler izliyorum, okuyorum. Nazilli'de çok anım var, bir başka mektupta anlatırım. "En uzun yaşayanlar Nazilli'de" haberleri ilk şu sözü aklıma düşürdü:



Ege'nin ovalarından yağ, dağlarından bal akar. Zeytinin ve incirin yurdu Ege'yi en iyi anlatan sözlerden biri budur. İnciri, şeftaliyi dalından yemenin tadı, keyfi anlatılmaz, yaşanır ...



Menderes Ovası'nın kıyısındaki, dağların kuytusundaki Nazili, Ege'yi en iyi anlatan yerlerden biridir ...



Burdurlu hemşerilerimin pankartı, beni aldı, o anıdan.bu anıya sürükledi. ..



Doğduğum yerin anılarını şöyle bir silkeledim; yazılabilecek 30'u aşkın öykücük çıktı.



Biri akan suydu ...



Eğitimim, mesleğim gereği pek çok ilde yaşadım.



Ankara'ya yerleştim. Nüfus kütüğümü Burdur’dan hiç almadım. Almayı da düşünmedim ...



Toroslar ’ın eteğinden doğan bir su, nereye akarsa aksın Kaynağını unutur mu?



30 Mayıs 2009